Sevgili arkadaşlar,
Hepinizin yakınen bildiği ve desteklediği gibi ülkemiz Avrupa Birliğine
tam üye olabilmek için çok ciddi yapısal değişiklikler
içinde. Bu konuda gerek hükümetlerimiz gerekse sivil
toplum kuruluşlarımız yek vucut halinde çalışıyor. Avrupa
normlarına uyum için yapılan düzenleme ve geliştirme
çalışmaları bütün sektörlerde başarı ile yapılmakta.
Ancak konu avcılığa gelince diğer sektörlerdeki değişim hızını malesef
yeterince yakalayamadığımızı görüyoruz.
Hala sap ile samanın, gerçek avcı ile "bohçacının" karıştırılması ve bazı
kişilerce avcılara iyi gözle bakılmaması beni çok üzüyor.
Eğer biz avcılar,
"Gerçek avcılığın "doğayı koruduğunu, bahçıvanın elindeki
makasın; hasat sezonunda bahçeye zarar değil
fayda getirdiğini, avcılıkta da aynı sistemin
işlediğini, hasat sonucu bir çok yeni fidanların
yetiştirilmesine ve bakımına yetecek kaynaklar
yarattığını;
yani "bilinçli bir hasat" olayının doğaya zarar değil
fayda getirdiğini, doğru bir şekilde anlatamaz ve evde
kedi, köpek, balık veya kanarya besleyen bir kısım vatandaşlarımızın
yeterli bilgi ve alt yapıya sahip olmadan kendilerini
doğa bilimcisi ve hayvan hakları savunucusu ilan edişlerine
seyirci kalırsak, hiç kimseyi ikna edemez avcılığımızı
da hiç bir yere götüremeyiz.
Biz avcılar ve Türkiyenin avcılık geleceği, birkaç "bilgi fukarası" kişinin
güdümünde mi?
Yeter deme vakti gelmedi mi?
Avcılık konusunda ülkemize baktığımız zaman, gerek gelişmiş olan batı
ülkelerinde ve A.B.D.'de, gerekse gelişmekte olan bir
çok ülkede; bizden daha ileri bir durum söz konusu!
Neden biz de ülkemizi dünya normlarına taşıyamayalım?
Neden bizim başımız önümüze eğik olsun?
Biz sürdürülebilir av ve yaban hayatına inanmış doğa severleriz ve "avcı"
yız.
Bu konuda ön yargılarının esiri olmuş özürlülüler değil!
Gaye, avı koruyup, çoğaltarak kurallara uygun bir seçicilik
içersinde avlamak olmalıdır.
Dünyanın en büyük rezervlerini böyle düşünen avcılar (Selous, Roosevelt,
vs.) kurmamış mıdır?
Son zamanlarda, avcılık kural ve kaideleri, avlaklar, yaban hayvanlarımızın
korunması ve çoğaltılması gibi avcılıkla ilgili diğer
konular DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
yetkililerince ciddi biçimde ele alındı. Kendilerine
teşekkür ediyoruz.
Çok şükür, bunları anlatacak şimdi bir de YABAN TV'miz
var!
Ben de bu düşünceler ile ve bu konuda pek çok örnekten de ilham alarak,
gerçek avcılarımızı ve avcılıkta zoru başarmış ve bu
fikirleri benimseyen dostlarımızı tanımak ve takdir etmek
gayesi ile üç katagoride değerlendirilen ve adı "Anadolu Avcılık Ödülleri" olan
bu hareketi başlattım.
Bu yıl bu ödüllere ek olarak
- En başarılı av ve yaban hayatı koruma,
- En başarılı av rehberi,
- Av ve yaban hayatına en büyük katkı,
dallarında başarı plaketi vereceğiz.
Geçen yıl avcılıkları ve avladıkları avları ile Türkiye'ye mal olmuş
arkadaşlarımız Ufuk Güldemir, Halil Gülçur ve Ali Toksoy
ödül aldılar.
Ödül alanlar iki yıllığına jüri üyesi oluyorlar. Konu ile ilgili detaylı
bilgileri web sayfamızda verilmektedir.
Bu canlı ve kendini yenileyen bir sistemdir. Gayesi gerçek avcılığın saygınlığının
sağlanmasıdır.
Hepinizin konuya sahip çıkacağına inanıyor, desteğinizi
bekliyorum.
Saygılarımla,

|